Şimdi yükleniyor

Oyunun Adı 7 Dakika, Başrolü Binlerce Emekçi!

Haber Giriş Tarihi: 02 Nisan 2026 22:26

Bir tekstil fabrikasında işçilerin karşı karşıya kaldığı kritik karar sürecini konu alan ‘7 Dakika’ isimli oyunun izleyicilerinin büyük bölümü işçi ve emekçilerdi.

Steffano Massini’nin yazdığı ‘7 Dakika’ isimli oyun İstanbul Esenyurt’ta Cihangir Atölye Sahnesi oyuncuları tarafından sahnelendi. Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı Konferans Salonu’nda sahnelenen oyuna ilgi yoğundu.

Bir tekstil fabrikasında işçilerin karşı karşıya kaldığı kritik karar sürecini konu alan oyunun izleyicilerinin büyük bölümü işçi ve emekçilerdi. Massini’nin 2013’te kaleme aldığı oyunda tekstil fabrikasının yeni yönetimi “Kimse işten çıkarılmayacak” vaadine karşılık işçilerden, günlük 15 dakikalık yemek molalarının “yalnızca” 7 dakikasından vazgeçmelerini ister. Küçük ve önemsiz gibi sunulan bu talep, oyunda işçi temsilcilerinin uzun ve çetin bir tartışma yürütmesine yol açar.

Anlatılan herkesin hikayesi

Göçmen işçilerin de çalıştığı İtalya’daki tekstil fabrikasından sahneye taşınan bu hikaye Türkiyeli işçi ve emekçiler için hiç yabancı değil. Bu hikayenin ‘sıradanlığı’ oyunu izleyen ve daha önce direnişlerde, grevlerde, sendikalaşma mücadelelerinde yer almış Esenyurtlu işçiler açısından oldukça tanıdık hatta.

Oyun boyunca ‘7 dakika’lık küçük tavizi farklı boyutlarıyla tartışan işçi temsilcileri ile salondaki seyirci arasında kurulan bağ bu oyunun ‘işçi seyircileri’ açısından finale kadar dinamizmi yüksek bir çatışma olarak sürüyor. Sahnede farklı işçiler tarafından “evet” ve “hayır” yönünde öne sürülen argümanların sahiciliği oyunun başından sonuna dek sahne ile izleyiciler arasında kurulan bağı diri tutmaya imkan tanıyor. Oyunun finali sahne ile salon arasındaki görünmez duvarı bir anda tuzla buz ediveriyor. Yaklaşık 1 saat boyunca 200 işçiyi temsil eden 11 işçi temsilcisi arasındaki tartışma bir anda salondaki işçileri seyirci koltuğundan ederek tartışmanın öznesi kılıveriyor. Zira ‘7 dakika’yı izleyen ve kendi çalıştıkları fabrika ve iş yerlerinden ‘bu oyuna’ yabancı olmayan yaklaşık 150 işçi ve emekçi bir anda kendilerini “Eee, ne diyorsun, evet mi hayır mı?” sorusuyla yüz yüze buluyor.

Bir oyun hiç bu kadar epik olmamıştı

Brecht tiyatrosunu epik kılan sıklıkla yabancılaştırma tekniğine başvurulmasıdır. Kimi zaman bir soru, kimi zaman bir sesleniş, kimi zaman anlık göz teması, kimi zaman bir sataşma ile izleyiciler edilgen bir unsur olmaktan çıkarılıp oyundaki çelişki ve çatışmanın içerisine çekilir. Ancak bugüne dek izlediğim hiçbir tiyatro oyunu bu kadar epik olmamıştı.

Daha önce izlediğim oyunlardaki yabancılaştırma unsuru sahne ve salon arasındaki görünmez duvarda ancak bir gedik olarak tanımlanabilirdi. ‘7 Dakika’ da alelade bir yerde alelade seyircilere oynanıyor olsa muhtemelen yine bu gediklerden birkaçıyla yetinmek zorunda kalacaktık. Oysa Cihangir Atölye Sahnesi oyuncuları dünkü temsilde bu duvarı yıktı.

Finalde ‘temsilciler’ sustu, işçiler konuştu

Sahne ışıkları söndüğünde izleyici koltuklarındakiler, artık yalnızca ‘izleyici’ değil, oyunun yanıt aradığı “Sen ne diyorsun?” sorusunun muhatabı oldu. Sahnenin ön sırasını kapatan çocuklar dahil pek çok izleyici bu soruyu yanıtsız bırakmadı. Kimi kazanımla sonuçlanan mücadele deneyimlerini, kimi yıllar sonra büyük kayıplara dönüşen küçük tavizleri anlattı. En çarpıcı örneği emekli bir belediye işçisi verdi: “Yıllar önce çalıştığım belediyede sendika toplu sözleşme yapardı. Bu sözleşmelerden birinde belediye yönetimi belediye araçlarıyla yapılan trafik kazalarında aracı kullanan şoförün mali sorumluluğunu yüzde 3’ten yüzde 5’e çıkarmak istedi. O dönem çok tartışılmadan bu madde kabul edildi. Küçük bir taviz gibi düşünüldü. Zaman içerisinde o yüzde 5 önce 8, sonra 10, sonra 20-30 oldu. Ben emekli olduktan sonra kazanın tüm mali sorumluluğunu şoföre yüklemişler.”

Yarıda çıkıp mesaiye gitti

Yazının başlığı ise oyun sırasında tanık olduğum küçük bir ana dair. Pazar günü oyunu birlikte izlediğim ve hemen yanı başımda oturan bir kadın işçi birkaç dakika rötarlı başlayan oyun öncesi oyunu birlikte izlemeye geldiği kişiyle sohbet ederken ‘mesai’ huzursuzluğu yaşıyordu. Kadın işçi yanındakine “Acaba hiç girmesem mi? Birazdan mesaiye gitmem gerekecek” derken arkadaşı “İzle biraz, vakit gelince çıkarsın. Olmadı bugün biraz geç git” dedi. Huzursuz şekilde oyunu izlemeye başlayan kadın işçi finali göremeden salondan ayrılmak zorunda kaldı. Pazar günü mesaiyi zorunlu kılan koşullar… En çok o kadın işçinin oyunun sonunda salona yöneltilen soruya vereceği yanıtı merak ediyorum.

Plazalarda AVM’lerde değil işçi semtlerinde, sanayi bölgelerinde

Cihangir Atölye Sahnesi ‘7 Dakika’nın tanıtımını şu ifadelerle yapıyor: “Gerçek bir hikayeden uyarlanan oyun, bir tekstil fabrikasının işçi temsilciliği toplantısında geçen hayati bir karar alma sürecini konu alıyor. ‘7 Dakika’; işçi hakları, dayanışma, bireysel sorumluluk ve kolektif vicdan gibi evrensel temaları çarpıcı bir şekilde işliyor. Ekmek ve Gül dergisi yazım ekibinin oyunu izlemesiyle birlikte, oyunun konusu itibarıyla kendi hedef kitlesi olan işçi ve emekçilerle buluşturulmasına karar verildi. Bu doğrultuda oyun yeni bir yolculuğa çıktı.”

Esenyurt’taki gösterim de bu yolculuğun adımlarından biriydi. Oyunun 1 milyonu aşkın işçi ve emekçinin yaşadığı İstanbul’un en büyük sanayi havzasında sahnelenmesi ve oyunu izleyen işçilerin aktardığı deneyimler; sahne, oyuncu, oyun metni ve izleyiciler arasındaki ilişkinin yeniden nasıl kurulabileceği üzerine yeni bir tartışmayı önümüze ödev olarak koyuyor.

Kaynak: https://www.evrensel.net/haber/5977602/pazar-gunu-mesaiye-giden-isci-de-oyun-a-dahil-mi

Uşak Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim 3.sınıf öğrencisi Açelya Yeke 05056377891 220611022@ogr.usak.edu.tr

Yorum gönder